İzlenimler

Fotoğrafınızda renkler çizgilere baskın çıkıyorsa, netlik azalıp belirsizlikler artmışsa, sisli, dumanlı bir hava yansıtmışsanız izlenimci fotoğraf tarzını yakalamış olabilirsiniz.

Fotoğrafta izlenim etkisi için değişik teknikler var; düşük enstantane ve kameranın hareket ettirilmesi ilk akla gelenler. Örneğin uçmakta olan kuşların fotoğrafını, kamerayı onların uçuş yön ve hızına uygun olarak hareket ettirerek ve düşük enstantane kullanarak çekerseniz böyle bir etki yaratabilirsiniz.

Bu bloğumun konusu izlenim havası taşıyan fotoğraflarım. Çoğu, kahramanlarını çok fazla ele vermeyen, gizleyen fotoğraflar … Diğerlerinde ise başrolde birileri var, ama o fotoğraflarda da arka fondakiler gizlenmiş, renkler karışmış, bir birine akmış, sulu boya olmuşlar. Birkaç tanesi podyuma ikinci kez çıkıyor, tecrübeliler yani …

Açılışı Abant gölünde yapalım. Güneş alçalmış, akşam üstü renkleri … ve sazlar ince çizgiler ile başlayıp öbekleniyor. İzlenimcilerin ayırdedici özellikleri arasında, zamanın akışını tasvir eden ışık tonlarını kullanmaları yer alıyor. Panoramik fotoğrafta bu ton geçişine tanıklık ediyoruz.

Sırada ikiz çiğdemler var. Işık saçan çiğdemlerden öndeki fotoğraf çektirmiş arkası da izlenim!

Yine çiğdemler geliyor. Hafiften bir parti havası hissediyor muyuz?

Taç yaprakları buluta dönüşmüş – başı dumanlı! – bir kamelya ile devam ediyoruz. İyice diz çökerek gökyüzünün dalgalı mavisini de renklere katmak istedim.

Makro mercekle çiçeğe iyice yaklaştığınızda netliği korumak çok zor. Ama çıkan fotoğrafı görünce keyfiniz yerine geliyor.

Sırada bir kelebek var … Hadi bakalım fotoğraftaki kelebeği bulun!

Bu kelebek fotoğrafını hatalı basılmış bir pul veya banknot gibi değerli buluyorum. Net değil,kusuru da bu. Ama çok sempatik. Varolmanın dayanılmaz hafifliğiyle uçuşuyor.

Sahneye bir çiğdem daha geliyor. Onu tanıyoruz.

Fotoğraftan çok bir tabloya bakıyor gibiyim. Gördüğüm gibi değil de anımsadığım gibi. Makine dilinden konuşursam bunu 105 mm makro merceğe ve f/5 diyafram açıklığına borçluyum. Bir de sevgimi katmışım.

Sırada resim havası taşıyan bir başka fotoğraf var. Sanki çiçekleri değil de renklerin fotoğrafını çekmişim …

İzlenimcilik akımının öncülerinden – hatta bu akıma ismini veren tablonun da ressamı olan -Claude Monet’nin toplam yapıtları içinde nilüferler ayrı bir yer tutuyor. 250 civarında nilüfer tablosu varmış. Sakıp Sabancı Müzesinde sergilenen ‘Monet’nin Bahçesi’nde yer alan nilüfer tablolarının etrafında dolaşıp durmuştum.

Yazımın sonunda Monet’nin galerisi için bir bağlantı var. Lütfen ziyaret edin.

Nilüferleri ben de çok severim. Birkaç yıl önce, yıllık iznimizde, Biga’ya bağlı Kalafat Köyündeki nilüfer gölünü görmek ve fotoğraf çekmek için rotamızı değiştirmiştik. Yağmur sonrasında çamurlaşan zeminde köyden rica minnet ile ayarladığımız bir traktörün römorku üzerinde ailecek yaptığımız keyifli yolculuk güzel bir anımız oldu. Nilüferler iri yaprakların arasında kaybolduklarından o geziden elde tutulur nilüfer fotoğrafımız yok. Traktör yolculuğumuzu hatırlıyoruz. Traktörün yaptığına rol çalmak denir.

Claude Monet’nin nilüferlerinden söz etmişken, İzlenimler konulu bir blogda nilüfer fotoğrafı da olmalı değil mi.

Bu fotoğrafta nilüfer yardımcı karakter rolünde, havuzdaki yansımalar güneşi ve bulutları adeta izlenim olarak veriyor. Güneşin önüne geçen bulutlar da değişik gölgelenmeler oluşturmuş. ‘Mmm değişik olmuş’ diyebilirsiniz.

İzlenimcilik akımı edebiyata da sıçramış. Arthur Rimbaud’nun Orhan Veli tarafından Türkçemize kazandırılmış Duyum (Sensation) adlı şiirinden bir dörtlüğe göz atalım.

 Mavi yaz akşamları, patikalarda, dalgın,

 Gideceğim, sürtüne sürtüne buğdaylara.

 Ayaklarımda ıslaklığı küçük otların;

 Yıkasın, bırakacağım başımı rüzgâra.

Buğdayların hışırtısını, otların ıslaklığını, saçlarınızı yıkayan rüzgarı siz de hissettiniz mi?

Son olarak da buğday değil ama lavantalar geliyor. İki lavanta sapı, önleri kesilmiş. Töre engeli olabilir mi? Güneş alçalmış. Çok fazla yol alamazlar…

İzlenimlere gelecekte tekrar döneceğimi sanıyorum. Işık, nilüferler, su, yansımalar. Ne kadar çok işim var…

 

Not : İzlenimci akımının öncülerinden Claude Monet’nin tablolarına göz atmak için aşağıdaki bağlantıyı takip edebilirsiniz.

http://www.claudemonetgallery.org/

 

Bir demet sonbahar …

Bu sonbahar ağaçların arasında dolaşıp renklerin dönüşümünü yakalamaya çalıştım. Yapraklarını döken ağaçların kendilerine özgü hızları var – aynı fotoğrafta, hatta aynı ağaçta yeşil, sarı, kırmızı yapraklar görebiliyorsunuz. Bu renk zenginliği hoşuma gidiyor.

Ortasındaki aydınlığıyla beni çeken bir fotoğraf ile başlıyorum.

bir_demet_sonbahar_autumn_bouquet_bl01_fatihgelincik

Hemen ardından az önce sözünü ettiğim; yeşil, sarı, kırmızı yaprağın aynı karede buluştuğu bir fotoğraf geliyor.

bir_demet_sonbahar_autumn_bouquet_bl02_fatihgelincik

‘Bir bakış açısı hem gözümüzü açar hem de bizi kör eder.’ Kenneth Burke, bir şeye odaklandığımızda başka bir şeyi ihmal ettiğimize dikkati çekiyor. Burke’e haksızlık yapmamak için abartarak yorumladığım deyişinin aslını da yazmam gerekir : ‘A way of seeing is also a away of not seeing.’

Peki neden bu deyişi andım? Sonbahar mevsiminde uğrak noktalarından biri olan Atatürk Arboretumu fotoğraf çekimi için gerçekten ideal yerlerden biri. Arboretumda kalabalıkları çeken bazı yerler göz kamaştırırken, bir anlamda da kör ediyor, bazı yerleri görmenizi adeta engelliyor.

Ayak izlerinin daha az olduğu yerlerde kendime göre bir şeyler buluyorum …

O da ne! Ortada, kovanlarından dağılan arı sürüsü gibi yapraklar, iki yanda doğal bir çerçeve sunan yapraklar, arka planda sararan yapraklar …  Değişik bir fotoğraf.

bir_demet_sonbahar_autumn_bouquet_bl03_fatihgelincik

bir_demet_sonbahar_autumn_bouquet_bl04_fatihgelincik

Doğal ortamda simetri yakalamak kolay değil ama bulunca da kaçırmamak gerek.

bir_demet_sonbahar_autumn_bouquet_bl05_fatihgelincik

‘Mevsimlerden sonbaharmış’ dedirtecek bir fotoğraf …

bir_demet_sonbahar_autumn_bouquet_bl06_fatihgelincik

Arboretumda dolaşmayı sürdürüyorum …

bir_demet_sonbahar_autumn_bouquet_bl07_fatihgelincik

İskeleden fotoğraf olmazsa olmaz.

bir_demet_sonbahar_autumn_bouquet_bl08_fatihgelincik

Kuğuların iskele önünden geçişlerine de yer verelim …

bir_demet_sonbahar_autumn_bouquet_bl09_fatihgelincik

Kuğuları fotoğraflarına katabilmek için insanlar neler yapmıyor. Kendimi resmen VIP statüsünde hissediyorum. Kuğu Gölü bale müziğinden bir iki parça da çalınsa …

Kapanışı beni her zaman mıknatıs gibi çeken bir ağacın fotoğrafı ile yapayım…

bir_demet_sonbahar_autumn_bouquet_bl10_fatihgelincik

Yıldızlar geçidi

Yazdan sonbahara geçiş günlerinde bir dizi yıldız çiçeği var elimde – çiçeklerin kendileri değil fotoğrafları … Övünmek gibi olmasın kolay kolay çiçek koparmam. Edna St Vincent Millay’in ‘Bir tepede öğleden sonra’ şiirindeki gibi …

Güneşin altındaki

En mutlu şey ben olurum!

Bir tanesini bile koparmadan

Yüz çiçeğe dokunurum.

Hollywood’da, Ticaret Odasının eğlence dünyasının ünlülerine başarı ödülü olarak sunduğu yıldızların zeminine çakıldığı bulvar her yıl milyonlarca kişi tarafından gezilmekteymiş. Ben de Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesindeki yıldız çiçeklerini yıllardır ziyaret ediyorum.

Değişik renklerdeki yıldız çiçeklerinden kırmızı olanlar daha çok hoşuma gidiyor.

Eskilerden, pek sevdiğim bir fotoğraf ile başlıyorum. Kırmızı ve siyah …

yildiz_cicegi_dahlia_bl01_fatihgelincik

Kırmızı ve Siyah gerçekçilik akımının öncülerinden Stendhal’in, klasikler arasında yer alan ünlü romanının adı. Dolayısıyla ona da şapka çıkarmak istedim.

Taç yaprakları yeni yeni açılmaya başlayan bir çiçek gözüme giriyor.

yildiz_cicegi_dahlia_bl02_fatihgelincik

Yıldız çiçekleri arılar arasında da çok popüler .

yildiz_cicegi_dahlia_bl03_fatihgelincik

yildiz_cicegi_dahlia_bl04_fatihgelincik

yildiz_cicegi_dahlia_bl06_fatihgelincik

Makinamızı odakladığımız kişi veya nesnenin dışında kalan her şeyin hoş bir bulanıklık ile görüntülenmesi merceğin diyafram açıklığı ile ilgili bir özellik. Ben bu bulanıklığa ‘sulu boya etkisi’ diyorum. Sırada böyle bir fotoğraf var …

yildiz_cicegi_dahlia_bl05_fatihgelincik

Sarı tonların baskın olduğu bir tane daha …

yildiz_cicegi_dahlia_bl07_fatihgelincik

Sis … Fotoğrafçıya büyülü bir ortam yansıtmak için mükemmel bir fırsat sunar. Sisli bir fotoğraf ve ardından da sisli bir şiir…

yildiz_cicegi_dahlia_bl08_fatihgelincik

Metin Altıok’un ‘Sis’ şiirinin girişini beraberce okuyalım

Özenle boyadım ipliğini sevginin,

Gidip de bulamamanın incinmiş rengine.

Sisi gümüş bir rüzgârla tepelerden eğirdim,

Dokudum yalnızlığın bu serin kumaşını,

Sesime ayrılıklardan bir gömlek diktim.

Ölümü tastamam ezberledim de geldim,

Dilimde bu buruk türkü tadıyla

Bilmem ki buradan nereye giderim.

Yıldız çiçeklerinin etrafında dolaşıyorum. Bir çiçeğin taç yapraklarındaki güneş tutulmasını yakalıyorum… Çiçeğin arkası yine sulu boya …

yildiz_cicegi_dahlia_bl09_fatihgelincik

Süzdüğü güneş ışığı ile içimi ısıtan bir yıldız çiçeği ile sunumu bitiriyorum.

yildiz_cicegi_dahlia_bl10_fatihgelincik

 

Azmak Çayı … Çayın hası !

Ürpertici bir doğa harikası olan Azmak çayı ile yıllar sonra tekrar buluştuk. Çarpıcı güzelliğinden elimde tuttuklarımı paylaşma zamanı. Azmak çayı ile buluşmamız dar vakitlere sığdı. Dar vakitler deyince önce Behçet Necatigil’in ‘Sevgilerde’ şiirine gitmek gerekir.

Sevgileri yarınlara bıraktınız

Bitmeyen işler yüzünden

(Siz böyle olsun istemezdiniz)

Siz geniş zamanlar umuyordunuz

Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek

Azmak çayında bir tekne turuna katıldık. Tur gezisi fedakarlık ister. Kendi kendinize pek kalamazsınız, tam istediğiniz gibi yaşayamazsınız geziyi. Dar vakitlerde, paylaşmasını bilmek gerek.

azmak_akyaka_bl01_fatihgelincik

Çayın rengi çok etkileyici, derin sularda olduğunuzu hissettiriyor. Tekne ilerledikçe suyun altındaki bitki örtüsü büyüleyici renkleriyle gözümüzü kamaştırdı.

azmak_akyaka_bl02_fatihgelincik

Orada demir atıp durmak lazım. Hani trende, metroda acil duruş için düğme, ya da kol olur ya öyle bir şey gerek.

azmak_akyaka_bl03_fatihgelincik

Tekne turunda bize ördekler, kazlar eşlik etmeye başlayınca ortalık şenlendi. Ama ben daha çok suyun rengine kilitlenmişim. Suyun altında çayırlar suya boyun eğmişler.

azmak_akyaka_bl04_fatihgelincik

Güneş ışığı harika yeşillikleri önümüze seriyor. Cennetlik bir yeşil …

azmak_akyaka_bl05_fatihgelincik

Kamerayı bu yeşil renkle doldurmak için dikkat kesilmişim. Makinalı tüfek gibi çalışıyor kameram.

azmak_akyaka_bl06_fatihgelincik

Bazı köşe bucak yerlerde ‘Özel mülktür girilmez’ tabelası görsek şaşırmayacağız. Suç işliyoruz sanki.

azmak_akyaka_bl07_fatihgelincik

Göz açıp kapayıncaya kadar bitiyor tur. Bir daha! Bir daha! Bu suya tekrar dönmek gerek. Azmak çayını, çayın hasını, güzelce demlemek gerek! Demlemek deyince de Melisa Gürpınar’ın güzelim Semaver şiirini kürsüye çağırmadan duramam:

bir semaver kadar yaşlı doğdum

demlendi yüreğimde

buruk ve karanlık

nice aşklar

Yanlış anlaşılmasın Azmak çayının tadı ya da çağrışımları buruk ve karanlık olmadı. Çayı demleyince öyle bir çağrışım oldu sadece. Artık kafaca sonbahara hazırlandığım için olsa gerek. Yoksa Azmak çayı yaşama sevgisi ile doldurdu içimizi. O kadar ki bu tekne turu için ÖTV alsalar da olur!

 

Ertesi sabah … Milleti uyandırmadan Azmak’ın kıyısına koşturdum. Boğaz kıyısnda olduğu gibi pek çok yer kapılmış ve kapatılmış. Lokantalara girmeniz gerekiyor.

Yürümeye devam ediyorum. Kıyılardaki su artık sığlaşıyor.

azmak_akyaka_bl08_fatihgelincik

Birisi Azmak çayına neden küser ki ! Neden sırtını dönmüş?

Nietzsche’nin bir deyişinin serbest çevirisi ‘Sahip olduklarımız arttıkça azalırlar’ diyor. Birileri Azmak’ı kanıksadı galiba. Yapmayın kardeşim. Azmak’ın kıymetini bilin …

 

Yükselen güneş ağır ağır akan suya ışık tutuyor…

azmak_akyaka_bl09_fatihgelincik

Yağlı boya bir tabloya bakar gibi bakıyorum. Sabahın bu saatinde yalnızım, Azmak çayı bir tek benim için akıyor. Behçet Necatigil’in ‘Saklı Su’ şiirindeki gibi …

Gür bitkiler altında bir benim için akar

Alıngan, onurlu

İstemez görsünler saklı su

 

Azmak turu –derler ya- insanın ölmeden önce yapması gereken şeylerden biri. Sakın kaçırmayın.

Duru – Gölgeler uzarken

Duru ile bu yazın son buluşmasında, güneşin artık paydos etmeye hazırlandığı bir zamanda –gölgeler uzarken- stüdyoya girdik. Stüdyo falan yok elbette ama söylemesi havalı oluyor.

Görücüye çıkacak fotoğraflarda akşam üzeri uzayan gölgeler, iç mekanlara sinen loşluk ve güneşin son ışıkları tiyatro sahnesi gibi bir hava verdi.

duru_golgeler_uzarken_bl001_fatihgelincik

Duru’nun her yeni fotoğrafında farklı bir ifade yakalamaya çalışıyorum. Yukarıdaki fotoğrafı sevdim. Alttaki fotoğrafla karşılaştırınca –belki gölgelerin de etkisiyle- sanki daha birkaç yaş daha büyük bir hali var.

duru_golgeler_uzarken_bl002_fatihgelincik

Moda ve portre fotoğraflarıyla tanınan Richard Avedon portrenin performansdan ibaret olduğunu, portrenin doğal olup olmadığının değil performansın iyi ya da kötü olmasının belirleyici olduğunu söylermiş. ‘Karşınızdaki yönlendirin ve güzeli yakalayın’ diyor. Yol haritamız belli : bu kızdan farklı güzellikler çıkaracağız …

 

Duru uzayan gölgelere aldırış etmiyor hatta iyice ağırlığını koyuyor…

duru_golgeler_uzarken_bl003_fatihgelincik

Performans dedik ya. Ben onu yönlendirmeye çalışırken Duru, arada, kendi bildiğini de okudu. İşte size –daha doğrusu bana ! – nemrut bir ifade takınmış, merceği delercesine bakıyor. Ne yapalım, sineye çekeceğiz.

duru_golgeler_uzarken_bl004_fatihgelincik

Sırada saklanacak bir fotoğraf var … Duru fotoğrafın dışına doğru taşıyor … Masumiyet çağı …

duru_golgeler_uzarken_bl005_fatihgelincik

Kızı merak içinde bırakıp çıkalım …

duru_golgeler_uzarken_bl006_fatihgelincik

 

Kelebek Etkisi

Küçük etkenlerin büyük sonuçlar yaratabileceğini ileri süren bir kaos teorisi, kelebeğin kanat çırpmasının bir fırtınaya yol açabileceği öngörüsüyle, bu metaforla anılıyor. 1800’lerde Johann Fichte bir kum yığınından bir kum zerresini almaya kalktığınızda bütün kum yığınının harekete geçeceğini söylemiş. Alın size kaos işte.

Akla gelebilecek bir başka şey de Kelebek Etkisi adlı film. Zamanda seyahat etme yeteneği olduğunu farkeden birisinin, kendisini derinden etkileyen çocukluk travmalarını düzeltmeye koyulmasıyla nasıl istenmedik sonuçlara yol açtığını anlatıyor. Eleştirmenleri pek etkilememiş ama yapımcısına iyi para kazandırmış.

Şimdiki zamana dönersek, “Film mi çeviriyorsun?” diye sorabilirsiniz. Sadece, bu bloğumda, kelebek fotoğraflarımı paylaşacağım. Aralarda da, bu fotoğrafları çekerken –daha doğrusu çekmeye çalışırken- yaşadıklarım var. Tabi bir de etkilendim kelebeklerden. Kelebek etkisi dediğim bu.

Kelebek_Etkisi_Butterfly_Effect_Bl01_FatihGelincik

Kelebeklerin uçuşu için matematiksel bir formül varsa da karışık bir şey olmalı. Onları uçarken izlemek esaslı bir boyun egzersizi olabilir. Kelebeklerin bir o yana, bir bu yana uçmaları için ben bir şeyler uydurdum. “Bu da değil, bu da değil, bu da değil” diye uçuşuyorlar.

Kelebekleri havada uçarken, net bir şekilde yakalamayı –yani fotoğraflarını çekmeyi- henüz beceremedim. ‘Bu konuda çalışıyorum’ diyerek devam edeyim.

Kelebek_Etkisi_Butterfly_Effect_Bl02_FatihGelincik

Kelebeklere, onların izin verdikleri ölçüde, yaklaştıkça kanatlarını, gövdelerinı üç-boyutlu olarak görmeye başlıyorsunuz. Kanatlarının iç ve dış yüzeylerinin farklı renk ve desenlerde olması, tüylü yapıları sizi etkiliyor – kelebek etkisi!

Kelebek_Etkisi_Butterfly_Effect_Bl03_FatihGelincik

Kelebek_Etkisi_Butterfly_Effect_Bl04_FatihGelincik

Aşağıdaki kelebek, kanatlarındaki renk geçişleriyle, benekleriyle poster yapılacak gibi. Aynı kelebeğin bir başka fotoğrafında, ışığı başka bir açıdan alınca, renk tonları farklı güzellikte. Ama ona yer kalmadı.

Kelebek_Etkisi_Butterfly_Effect_Bl05_FatihGelincik

Sırada suluboya havasındaki yeşil arka fonuyla çok hoşuma giden bir fotoğraf var.

Kelebek_Etkisi_Butterfly_Effect_Bl06_FatihGelincik

Merak edenler için söylemiş olayım: o sulu boya etkisini merceğimizin diyafram açıklığı -f/3.3- ve arka fondaki yeşilliğin kelebeğin epeyce arkasında kalması sağlıyor.

Bu arada kendimle de biraz dalga geçeyim: bazı fotoğraflarım için “çok hoşuma gidiyor” falan diyorum. Radyo veya televizyonda güldürülerde arka fona yapay gülme sesleri konması gibi itici geliyor mu bilmiyorum. Aslında fotoğraf da gerçekten güzel bu arada …

Kelebek_Etkisi_Butterfly_Effect_Bl07_FatihGelincik

Yukarıdaki fotoğrafta kelebeğin dikkatini çekmeyi başarmışım. Sağ alt köşedeki çiçeği de net alabilseymişim tam on numara olacakmış! Kelebeğin hareket etmemesi kaydıyla ikinci bir fotoğrafta da çiçeği net alıp, sonra iki fotoğrafı karıştırıp ortaya pırıl pırıl bir fotoğraf çıkarabilmek de var. Bunu yapabilenleri de kıskançlıkla takdir ediyorum.

Bir mola daha alayım…

Bir yazıda ünlem işaretlerinin abartılı kullanımıyla ilgili bir eleştiri vardı. Bu bende, beden dilinin abartılı kullanılması karşısında izleyicinin rahatsızlık duymasını çağrıştırdı. Sonra bir kitap eleştirisinde; “Saramago hem üslubuyla hem de eserlerindeki noktalama işaretleri kullanımıyla okuduğum bu romanından sonra da vazgeçilmezlerim arasında yerini aldı” yorumuna rastlayınca rahatladım. Kendi kendime “üzerime bu kadar gelme” dedim.

Kelebek_Etkisi_Butterfly_Effect_Bl08_FatihGelincik

Yukarıdaki fotoğrafta belki de aynı kelebekle tekrar beraberiz. Kelebeklerin kanatlarındaki damarlar ne kadar belirgin. Üzerine konduğu bitki ise pittosporum. Nasıl güzel bir kokusu olduğunu bilenler bilir! Yan yana birkaç büyük ağaç arı ve kelebeklerin toplanma yeri olmuştu.

Sırada belki de ilk kez gördüğüm bir kelebeğin iki fotoğrafı var.

Kelebek_Etkisi_Butterfly_Effect_Bl09_FatihGelincik

Kanatlarının kesimi (!), iç ve dış renkleri, tonları … Bir mucize işte …

Kelebek_Etkisi_Butterfly_Effect_Bl10_FatihGelincik

Bu kelebeğin fotoğrafını çekebildiğim için çok mutlu oldum. Kelime darlığı çektiğim için Orhan Veli’nin ‘Anlatamıyorum’ şiirinden alıntı yapacağım

Bir yer var biliyorum;

Herşeyi söylemek mümkün

Şimdi de Kaya Bahçesi’nde taşların arasında rengiyle uyum sağlamış bir kelebeğe göz atalım.

Kelebek_Etkisi_Butterfly_Effect_Bl11_FatihGelincik

Kelebek_Etkisi_Butterfly_Effect_Bl12_FatihGelincik

Yukarıdaki fotoğraftaki, yine belki ilk kez gördüğüm, kelebeğe fazla yaklaşamadım. Ama turuncu renkleriyle göz alıcıydı. Konduğu çiçeğe ben başka bir açıdan yaklaşmaya çalışana kadar kelebek “Bu da değil, bu da değil” diyerek uçtu gitti.

Son olarak bir başka kelebeğin ikili fotoğrafı var. Favorim ilk fotoğraf ama ikincisi de kanatlarının iç ve dış renk tonları ile dikkate değer.. Bu kelebeğin fotoğrafını çekebilmek için sabırla, kızgın güneş altında onbeş dakika kadar uğraştım. Bunu lütfen dikkate alın. O ise uçtu, geri döndü, tekrar uçtu tekrar geri döndü. Sonunda birkaç fotoğrafını hediye etti.

Kelebek_Etkisi_Butterfly_Effect_Bl13_FatihGelincik

Kelebek_Etkisi_Butterfly_Effect_Bl14_FatihGelincik

Kısacık ömürlü, uçan çiçekler … İyi ki varsınız.

 

Gelinciklerin dansı

Gelinciklerin kuvvetli bir rüzgar altında savrulmalarını, daha doğrusu, dans etmelerini izliyorum. Dans dediğimiz de görsel bir şiir – kelimeleri uçuşan, savrulan, açılıp kapanan bir şiir. Alıntı bir zamanların ünlü dansçısı Mata Hari’den.

Gelincik_Poppy_Bl6501_FatihGelincik

Rüzgar da gerçekten kuvvetli, gelinciğin taç yaprakları, şişmiş yelkenler gibi narin çiçeği ileri geri savuruyor.

Gelincik_Poppy_Bl6502_FatihGelincik

O karmaşada bir tekgöz ile bakışıyoruz.

Gelincik_Poppy_Bl6503_FatihGelincik

Güneşin bulutlar arasına girdiği bir anda ortalık kararıyor. Karamsar, kadersiz bir gelincik görüyorum.

Gelincik_Poppy_Bl6504_FatihGelincik

Başka bir zamanda, başka bir yerdeyim. Gözüm gölgesiyle yüzleşen bir gelinciğe takılıyor.

Gelincik_Poppy_Bl6505_FatihGelincik

Güneş yavaş yavaş alçalıyor. Gelinciklerin taç yaprakları, silinmiş, parlatılmış deri gibi gözümü alıyor.

Gelincik_Poppy_Bl6506_FatihGelincik

Parlak kırmızı taç yaprakların damarlarını, kıvrımlarını net çekebildiğimde mutlu oluyorum.

Gelincik_Poppy_Bl6507_FatihGelincik

Taç yapraklar zamana, rüzgara yenik düşüp kopuyorlar. Bir tavus kuşunun kabarttığı tüylerini çağrıştıran bir görünüm …

Gelincik_Poppy_Bl6508_FatihGelincik

Araya yaprağını kaybetmiş bir başka güzeli alalım.

Gelincik_Poppy_Bl6509_FatihGelincik

Güneş alçalıyor. Altın saatlerdeyiz. Güneş ışığı bir gelinciğin taç yapraklarını ateşe vermiş …

Gelincik_Poppy_Bl6510_FatihGelincik

Bahçe’de pembe gelincikgillere bakıyorum.

Gelincik_Poppy_Bl6511_FatihGelincik

Arka fonda, daire çizen pembe küme, girdap izlenimi veriyor.

Sırada hafif esinti ile davetkar bir şekilde dalgalanan bir çiçeğimiz var.

Gelincik_Poppy_B65l12_FatihGelincik

Günler geçiyor. Gelincik yaşlanıyor.

Gelincik_Poppy_Bl6513_FatihGelincik

Öyle yıllar vardır ki sorular sorarlar, ve öyle yıllar vardır ki cevap verirler.

Zora Neale Hurston

 

Gelincik için sayılı olan yıllar değil de günler. Yukarıdaki gelinciğin sevimli bir ihtiyar gibi duruşuna saygı duyarak bitiriyorum.

Bazıları yağmurda yürür, bazıları ise sadece ıslanır …

Roger Miller’a atfedilen bu deyiş, insanları iki gruba ayırıyor. Ben kaydımı birinci gruba yaptırdım. Ağladığı belli olmasın diye yağmurda yürümeyi seven Charlie Chaplin de birinci gruptaymış.

Sağanak yağış beklenen bir havada, Bahçe’nin yolunu tuttum. (‘Bahçe’yi özel isim olarak kullandığımda, Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’nden söz ettiğimi anlamalısınız). Zaman zaman ip gibi, zaman zaman da usul usul yağan yağmurun izin verdiği ölçüde Bahçe’de dolaştım, fotoğraflar çektim.

Şimdi gelin de yağmurun çiçekleri ne kadar güzelleştirdiğine bakalım.

Yagmurda_Cicekler_Bl01_FatihGelincik

Dışarıya yağmur

Yüreğime hasret

Fikrime sen

Nasıl yağıyorsunuz

Üçünüz birden …

Musa Çelik’in ‘Yağmur ve Sen’ adlı uzun şiirinin giriş dizeleri yağmuru, hasreti ve sevgiliyi buluşturmuş – üçü bir arada! Fotoğraf makinamı kendimden çok sakınarak Bahçede çiçeklerin yağmurla buluşmalarını izliyorum.

Yagmurda_Cicekler_Bl02_FatihGelincik

Yağmurlu günlerde evde kalıp çayınızı yudumlarken güzel bir kitaba dalıp gitmek çoğumuz için iyi bir seçenek olabilir. Ama birileri de yağmurun çiçekleri nasıl süslediğine tanıklık etmeli.

Bakın, bilmeyenleriniz için bir de sürpriz hediyem var. Aşağıdaki bağlantıyı takip edin, doğadan seçeceğiniz sesleri müzik dinler gibi dinleyin. Menü İngilizce ama yolunuzu bulursunuz. Aynı anda dört değişik sesi dinleyebiliyorsunuz. Yağmur sesini ve Orman Kuşları’nın seslerini birlikte seçmenizi öneriyorum. Geçtiğimiz günlerde Karadeniz Bahçesinde bir bülbül 4-5 dakikalık bir konser verdi. Kendimi çok şanslı hissettim.

http://naturesoundsfor.me/

Aşağıdaki fotoğrafta yağmur damlalarının yapraklar üzerinde birikimi ayrı bir güzellik katmış. Belgesel havası var sanki.

Yagmurda_Cicekler_Bl03_FatihGelincik

Doğa fotoğrafçılarının hilelerinden biri de yağmur veya çiy etkisi yaratmaktır. Bitmiş parfüm, deodorant şişelerine doldurun suyu püskürtün çiçeklerin üzerine. Daha gerçekçi yağmur etkisi için burun damlalıkları kullanıldığını da gördüm. Yağmura doymuş bir çiçek izlenimi yaratmak zor tabii.

Yagmurda_Cicekler_Bl04_FatihGelincik

 

Fotoğraflardan biri çok ilginç. Sanki çiçeği boyamışlar da boyası akıyormuş gibi!

Yagmurda_Cicekler_Bl05_FatihGelincik

Yağmurun şiirsel bir hava kattığı çiçeklerin arasında gelincik de var. Rasgele değil de özenle serpiştirilmiş gibi duran yağmur damlaları, güzel bir turuncu-kırmızı tonu, yapraklardaki incecik çizgiler içimi açıyor.

Yagmurda_Cicekler_Bl06_FatihGelincik

 

Yaşam sevincini ve yalnızlığı harmanlayan, Cumhuriyet döneminin ünlü şairlerinden Cahit Sıtkı Tarancı’nın ‘Yağmur Yağadursun’ şiirinden bir dörtlüğe kulak verelim…

..

Dışarda yağmur yağadursun

Ve zaman, yavrum, zaman

Da yağmur gibi oluklardan

Ve ellerinden akadursun

 

Zamanın, yağmur suları gibi, oluklardan ve ellerimizden akıp gitmesi çarpıcı ama karamsar bir tablo çiziyor. Keyifli bir günümüzde Gülten Akın’ın ‘Deli Kızın Türküsü’ şiirindeki coşkuya kapılmamak mümkün değil. .. ya öldürmeli demesini ise deliliğine verelim …

Ben yağmura deli buluta deli

Bir büyük oyun yaşamak dediğin

Beni ya sevmeli ya öldürmeli

http://siir.gen.tr/siir/g/gulten_akin/deli_kizin_turkusu.htm

 …

Bahçede adını henüz öğrenemediğim ama çivit renkli minik yapraklarına vurulduğum çiçeğin yanına gidiyorum.

Yagmurda_Cicekler_Bl07_FatihGelincik

Yağmur damlaları resmen rol çalıyorlar – biraz büyüteç biraz da ayna olmuşlar, ilgi bekliyorlar. Belki içlerinden biri beni de gösteriyordur. Bir daha ki yağmur seferimde yanıma bir de fener almalıyım, ilginç yansımalar olur mu acaba?

İlerliyorum … Yine gelincik ailesinden olmalı; yağmurun etkisiyle olsa gerek, yapraklarıyla başını örtmüş bir sarı çiçek merceğime yakalanıyor.

Yagmurda_Cicekler_Bl08_FatihGelincik

Gelinciklerin ne kadar narin olduklarını yakından gözlemlemediyseniz bilemezsiniz. Birkaç defa gözlerimin önünde yapraklarının kopup düştüğünü gördüm.

Bahçe’deki yağmurlu günden son fotoğrafım, belki de yağmurun etkisiyle, kopup düşmüş olan gelincik yapraklarına ait. Yağmur damlaları onları son kez süslemiş.

Yagmurda_Cicekler_Bl09_FatihGelincik

 

Yağmurlu günler fotoğraf çekenlere sıradışı armağanlar sunuyor, tadını çıkaralım. “Hayrola, ıslanmışsın” diyenlere “Hayır, yağmurda yürüdüm” diyelim.

 

Duru – Seven gönül katlanır

‘Portre fotoğrafı istiyoruz’ diyen kızgın ve sabırsız kitleler ile ‘Hani kızımızın fotoğrafları?’ diyen üzgün anne-babanın uzun süren bekleyişlerine son verme zamanı geldi. Uzatmalı fotomodelim Duru’nun hafta sonundaki taç giyme etkinliği çekimlerini paylaşmak istiyorum.

Duru_Bl601_FatihGelincik

Etkinlik Duru’nun tacını takmasıyla başladı. Zaman zaman konukları, zaman zaman da etkinlik fotoğrafçısını süzmesiyle devam etti.

Duru_Bl602_FatihGelincik

 

Duru_Bl603_FatihGelincik

Bakışlarda bana özel bir şey yok. Ben sadece bir etkinlik fotoğrafçısıyım. Ama yavaş yavaş ısınacağız. Neredeyse kamerayı oynatmadan Duru’nun değişen yüz ifadelerini yakalıyorum: yapsak mı yapmasak mı? – mahcubiyet – merak – secevenlik – şirinlik …

Duru_Bl604_FatihGelincik

Duru_Bl605_FatihGelincik

Fotoğraflar adeta slide gösterisi gibi devam ediyor. Sanarsınız ki makinayı üç ayak üzerine bağladım, öyle değil. Koltukta yan yana oturuyoruz, makine elimde, tıkır tıkır çekiyorum.

Duru’ya ait bir de galerim var biliyorsunuz. Bu fotoğrafların hepsini birden oraya koyamam. Ama değişik yüz ifadelerine de kıyamadım, dolayısıyla burada, şimdi, kısa bir film gibi akıp gideceğiz.

Duru_Bl607_FatihGelincik

Duru_Bl608_FatihGelincik

Bu son fotoğrafa bir daha bakalım. Hanımefendinin yüzü gülüyor. Saklamak isteyeceğimiz bir fotoğraf.

Sonunda bana olan ilgisinin arttığını hissediyorum.

Duru_Bl609_FatihGelincik

Tam ben ‘dünyada sadece ikimiz varız’ diye düşünürken mesafeli de olsa çevredekileri onurlandırıyor.

Duru_Bl610_FatihGelincik

Duru_Bl611_FatihGelincik

Zaman geçiyor. Saçla oynama başladı. Elimi çabuk tutmalıyım.

Duru_Bl612_FatihGelincik

Artık seansı bitirme zamanımız geldi. Duru’nun yüzünde sabırsızlık görmeden tadında bırakmalı. ‘Kız iyi sabretmiş’ diyebilirsiniz. Nedenini söyliyeyim: Seven gönül katlanır.

Duru_Bl613_FatihGelincik

 

Lale, sümbül açmış gidelim

Erisin de şu dağların karı erisin

Erisin de düz ovaya dökülsün

Eğer güzel benim ile gelmek dilersen

Lale sümbül açılsın da gidelim

..

Blog’umun başlığı bir uzun havanın sözlerinden esinlendi. Şiirde lale sümbülün açması, gitmenin, yola koyulmanın zamanını vurguluyor. Benim için ise, lale sümbülün açması, kavuşma zamanının geldiğini hatırlatıyor. Yıllar içinde arka fonda dağ sümbülleri olan lale fotoğraflarını çok sevdiğimi farkettim.

Laleler_Sumbuller_Tulips_Hyacinths_Bl01_FatihGelincik

Tane tane –üzüm tanesi gibi- gözükmeleri de mor desenli bir arka fon oluşturmaları da gözüme hoş geliyor.

Laleler_Sumbuller_Tulips_Hyacinths_Bl02_FatihGelincik

Laleler_Sumbuller_Tulips_Hyacinths_Bl03_FatihGelincik

Hele birkaçında sümbüller mor bir buluta dönüşmüş …

Laleler_Sumbuller_Tulips_Hyacinths_Bl04_FatihGelincik

Lale zamanında, parklarda yapılan düzenlemelerin fotoğrafları geniş açı mercek istiyor, kalabalık da olunca pes ediyorum. Küçük ölçekte olsalar da, bir iki fotoğrafı paylaşayım.

Laleler_Sumbuller_Tulips_Hyacinths_Bl05_FatihGelincik

Laleler_Sumbuller_Tulips_Hyacinths_Bl06_FatihGelincik

Şimdi de canlı renkleri için yer vermek istediğim bir fotoğraf geliyor. Sümbüller ihmal edilecek kadar az ama olsun!

Laleler_Sumbuller_Tulips_Hyacinths_Bl07_FatihGelincik

Laleler_Sumbuller_Tulips_Hyacinths_Bl08_FatihGelincik

Sırada paylaşmak açısından zor karar verdiğim bir fotoğraf var. Siz bakın, açıklamayı sonra yapayım …

Laleler_Sumbuller_Tulips_Hyacinths_Bl09_FatihGelincik

Sıkıntım başroldeki lalenin net çıkmamış olması, ama arka fonun sulu boya havasını sevdim. Teknik zorluk; laleyi net çekersem arka fonun sulu boya havasının kaybolacak olmasından geliyor. Yapmam gereken: aynı noktada ikinci bir fotoğraf ile başroldeki kırmızı laleyi net yakalamak sonra da bir yazılımla her iki fotoğrafın güzelliklerini tek fotoğrafta birleştirmek. Bunu öğrenmem gerekiyor. Bazılarınız ‘Öğren de gel’ diyerekten, çat kapı, sergiyi terketmiş bile olabilir. Bence kalın, bak sonra pişman olursunuz!

Laleler_Sumbuller_Tulips_Hyacinths_Bl10_FatihGelincik

Sanki özenle aydınlatılmış, klasik bir lale güzeli. O güzelim sümbüller de, koyulaşarak, arkalarda seçilmez oluyor. Sade, adeta hüzünlü bir tablo.

Sırada kendini sümbüllerin üzerine bırakmış bir başka lale. Gözyaşları içinde …

Laleler_Sumbuller_Tulips_Hyacinths_Bl11_FatihGelincik

Sembolizm … Şiirin sessiz bir şarkı olması gibi fotoğrafın da geçmişin sis basmış anılarını çağrıştırması … Yok mu aranızda, bir yalnızlık anında, geçmişte kalmış ama gönlünüzü adamakıllı yangın yerine çevirmiş birisini anımsayan? Sıradaki fotoğraf sizin için …

Laleler_Sumbuller_Tulips_Hyacinths_Bl12_FatihGelincik

Çok açıldık! Yavaş yavaş kıyıya dönelim. Yine kırmızı, yine mor gelsin. Ama bu defa iç açıcı olsun.

Laleler_Sumbuller_Tulips_Hyacinths_Bl13_FatihGelincik

Emirgan’dayım. Kırmızı papağan laleler ve tabii ki sümbüller. Bu noktadan ayrılamadım; şurasından, burasından habire çekiyorum. Bir de aile fotoğrafı paylaşalım. Kırmızı ve morun yanında canlı bir yeşil.

Laleler_Sumbuller_Tulips_Hyacinths_Bl14_FatihGelincik

Kendime göre lalere öyküler yakıştırdım. Sıradaki fotoğrafı da sizler güzel güzel yorumlayın.

Laleler_Sumbuller_Tulips_Hyacinths_Bl15_FatihGelincik

Canlı, güzel bir tablo ile lale – sümbül kardeşliği mevsimini kapatalım.

Laleler_Sumbuller_Tulips_Hyacinths_Bl16_FatihGelincik