Kuğuların sessizliği

Atatürk Arboretumundaki birkaç kuğu ziyaretçilerin gözdeleri. Kuğular kıyıya, özellikle de iskeleye yaklaştıklarında ziyaretçiler hemen pozisyon alıp onları çekmeye çalışıyorlar. Geri kalır mıyım! Sonunda, gel zaman git zaman, ‘artık bir dizi kuğu fotoğrafı yayınlayabilirim’ noktasına geldim.

Blog yazımı hazırlarken kuğuların bir cinsinin de Sessiz Kuğu olarak adlandırıldığını öğrendim. Aşağıda da göreceksiniz; kuğulara bazı karakter özellikleri de yakıştırılmış, ben de kendimce katkıda bulundum. Bu arada da Blogumun başlığı belirlenmiş oldu : Kuğuların Sessizliği

Kuğumuz hep beyaz, arka fondaki suyun rengi ise havanın durumuna, günün saatine göre değişiyor. Sudaki yansımalar da bazı fotoğraflarda öne çıkıyor.

Bakın bir sonraki fotoğrafta hafifçe dalgalanan göletin suyu nasıl akşam üzeri renklerini yansıtıyor.

Sıradaki fotoğrafı yansımaların tonu ve canlılığı yüzünden sevdim ve kendimi takdir ettim!

Kuğular biçimleri ve kendilerine yakıştırılan ‘karakter’ özellikleriyle sanat dünyasında yer edinmişler. Beyaz kuğuların masumiyet ve zarafeti temsil ettiklerini hayal edebiliriz. Siyah kuğunun ise hilebazlığı ve şehveti temsil ettiğini düşünenler olabilir. Ama eminim gölette siyah bir kuğu olsaydı başrolü çalardı. Beğenenlerin neredeyse hepsi de hilebaz ve şehvetli sıfatlarına itiraz ederlerdi.

Başka başka … Çaykovski’nin Kuğu Gölü bale müziğini ben pek severim. Sanat yapıtlarının değerlendirilmesi de ilginç. İlk sahnelendiğinde başarılı bulunmamış, Oyun listesinden (repertuvar) çıkarılmış. Günümüzde ise en çok sergilenen bale yapıtı konumunda. Hadi bakalım!

Atatürk Arboretumuna, göletin kıyısına dönersek, bizi sonbahar tonlarındaki yansımalar içinde bekleyen bir kuğu var. Bu da sevdiğim fotoğraflardan bir diğeri.

Ardından yoğun yansımalar dolu bir başka fotoğraf var.

Yukarıdaki kuğunun bilge bir duruşu olduğunu bir tek ben mi farkediyorum acaba? Dile gelse sözünü dinletecek gibime geliyor.

Sahneye aydınlıktan karanlığa doğru süzülen bir kuğu geliyor. Ya da öyle demeyelim, tadımız kaçmasın. Gündüzden geceye doğru süzülüyor olsun.

Yukarıda bir yerde kuğulara yakıştırılan karakter özelliklerinden bahsettim. Sıkı durun sıra bende. Sırf oluşan ilginç gölgesi nedeniyle güzelim bir kuğuya bipolar bozukluk yakıştırılabilir mi hiç?

Ya da, sahne ışığını andıran bir ışık yakaladı diye, hüzün yakıştırılır mı bir kuğuya?

Böylece kuğu fotoğraflarımın neredeyse sonuna geldik. Son sırada hoş bir fotoğrafım daha var. Bir yansıma fotoğrafı.

Bu fotoğrafa da bir öykü yakıştıralım. Kuğumuz, nedeni bilinmez, bir ağaca küsmüş. Onun yansımasını silerek öcünü almaya kalkmış. Duruşunda da öyle bir ‘yaptım işte’ ifadesi var gibi. Kuğu geçip gittikten sonrak yeni bir fotoğraf çekip, ağaca bir şey olmadığını göstersem keyfi kaçacak. Üstelik kuğu olmayınca da o fotoğrafı buraya koyamam …

6 thoughts on “Kuğuların sessizliği

    1. Celal Merhaba,
      Teşekkür ederim. Arboretuma bir sonraki gidişimde kuğulara ‘Sizi zarif buldular. Ama, bakın şımarmaca yok!’ diyeceğim.
      Mutlu yıllar. Görüşmek üzere.

  1. Fatih Bey,
    Çok beğendim ellerinize dilinize sağlık, sizin ve ailenizin yeni yılını en içten dileklerim ile kutlarım

Leave a Reply

Your email address will not be published.